Mart Ergenliği
- cerenyalin4
- 5 Mar
- 4 dakikada okunur

Ceren’den Dipnotlar
Mart Ergenliği
Ara formların cesareti üzerine.
Mart ne kıştır ne bahar.
En sert ayazı saklar içinde. Ama ilk tomurcuk da onda belirir.
Toprak yukarıdan donmuş görünür. Ama altında bir şeyler çalışır.
Cemreler bir bir dönüşümü hazırlar...ki bu maili aldığınız sıralarda üçüncü cemre de taze toprağa düşmüş olmalı.
Bahar sihrinin son kilidi açılmak üzere.
Zombilerin eli kulağında.
(Benim de içime Gabriel Garcia Marquez'in ruhu kaçmış sanki?)
Ergenlik ve Ergenlikler
Ergenlik de Mart gibi değil mi?
Çocukluğun ölümü, yetişkinliğin henüz doğmamış hâli.
Ne tam çocuk, ne tam yetişkin. Bir ara form.
Bu yüzden zombileri düşürdü aklıma Mart.
Zombi bizi neden rahatsız eder?
Çünkü tam olarak ölü değildir. Tam olarak canlı da değildir. Arada kalmıştır.
Ergenlikte beyinde sinaptik budanma gerçekleşir. Bazı bağlantılar gerçekten “ölür.” Yenileri kurulur. Beyin yeniden yapılanır.
Gelişim dediğimiz şey, aslında kontrollü bir yıkımdır.
Ama ergenlik yalnızca 10–25 yaş arası yaşanan bir dönem değildir.
Hayat boyunca ergenlikler yaşarız.
Bir ilişkinin bitişinde. Bir meslek değişiminde. Ebeveyn olduğumuzda. Boşandığımızda. Ülke değiştirdiğimizde. İnançlarımız sarsıldığında.
Her kapanış bir ölüm.
Her başlangıç biçimsiz bir doğum.
Her seferinde biraz şekilsiz. Biraz rahatsız edici.
Biraz zombi.

Bu fotoğraftaki anda küpten çıkmak bana sanki kış uykusundan uyanma hissini vermişti. Resmi görmekse rahimden çıkan birini görmek gibiydi. Belki de bu küpün içinde ney üfleyen iki adamın hikayesi beni bu imgelere sürüklemişti. Kim bilir?
Bir formdan diğerine geçerken yakalanmış bir an.
Belki de tam olarak bir Mart ergenliği.
Toplumsal Ergenlik
Bazen toplumlar da ergenlik dönemine girmez mi sizce?
Ne eski düzenine tam bağlı, ne de yeni bir yolunu bulmuş.
Tıpkı şu an dünyada çok yerde ve yanı başımızda aynı anda hem baskının hem de özgürlük arzusunun yükselmesi gibi.
Askıda bir hâl.
Biraz ürkütücü. Biraz merak uyandırıcı.
Biraz ergen. Biraz zombi.
Hayatımın Mart Ayı
Yakın dönemde ben de kendi küçük ergenliklerimden birini yaşadığımı hissediyorum.
Kapalı sandığım yolların önünde yeniden duruyorum.
Piyano çalmak.Yabancı bir dil öğrenmek.
Eski bağlantıların ölmesi. Yenilerinin kurulması.
Kış uykusunun ıssızlığında her zamankinden sıcak, korunaklı ve insanlarla, kendimle “ilişkide” hissetmek.
Tam bir Mart geçişi belki de? Kim bilir, kaçıncı ergenliğim? :)
Dans İzleme Daveti
Bu ay seni yine kısa bir dans kesitiyle baş başa bırakmak istiyorum.
Barok dönem bestecilerinden Jean-Philippe Rameau’nun Les Indes galantes adlı eserindeki kısa bir bale bölümünün yönetmen Clément Cogitore tarafından yeniden uyarlanması. Bir “Krump” dansçı grubu ve koreograf Bintou Dembélé’nin yaratımı.

Krump, 1990’larda Los Angeles gettolarında doğmuş bir dans. 18. yüzyıl Fransız barok müziğiyle 1990’lar Los Angeles sokaklarının öfkesi bir araya gelince hafif ergen, hafif zombi bir şey çıkmış sanki ortaya.
Ne tamamen saray. Ne tamamen sokak.
Bir ara form.
Bir yandan zarif, duygu dolu; öte yandan patlayıcı, sert, neredeyse kontrolsüz.
Biraz tuhaf. Biraz tüyler ürpertici.
Tamamını izlemek istersen linki aşağıya bırakıyorum.
Bu iki dünya çarpıştığında senin bedeninde hangi hisler açığa çıkıyor?
Bu arada bu ay İstanbul’da sahne alacak olan Jakub Józef Orliński de tam böyle bir ara formun sanatçısı! Kendisi hem dünya çapında bir opera sanatçısı hem de bir break dansçı.
Maalesef konserinin biletleri tükenmiş. Ama söylediği bir aryayı bu ayın çalma listesine ekledim. Barok ile sokak arasında gidip gelen bu ruh hâline pek güzel yakıştı.
Bu Ayın Hareket Denemesi
Harekete başlarken birkaç derin nefes alıp verebilirsin, belki kollarının da eşliğiyle.
Nefeslerin ritminde ağırlığını bir ayaktan diğerine aktar. Evet, hafif bir salınım gibi.
Bu şu anki sen, olduğun halinle, dışarıdan görünen.
Bir noktada hareketin bir yerden başlamasına izin ver. Bakalım ilk kim başlayacak?
Eller, parmaklar? Ayaklar? Gövde?
Bu, düşüneceğin ve planlayacağın bir hareket değil. “Bırakacağın” bir an.
İzin ver, hareket kendi keyfine göre devam etsin.
İşte bu, belki de olmayı “bekleyen” sen.
Bırak bakalım, diyeceği neler var.
“Mart dansı” diyelim adına istersen. Bir geçiş ritüeli belki de.
Hareket dilediği kadar devam etsin. Yorulduğunu ya da sonunun geldiğini bedenin sana söyleyecektir. Yavaşça hareketin sakinleşmesini bekle.
Yine birkaç nefes ve hafif bir salınımla sonlandırabilirsin.
Bedende bu deneyimi yaşamak nasıl bir his? En çok nerede hissediyorsun? O hisle ne yapmak istersin?
Gözünün önüne gelen imgeler, aklına düşen kavramlar olduysa, bunları da not alabilirsin.
Harekete ve Canlılığa Alan Açmak İsteyenlere

Bu ay bir başka güzel haber var: Tango with Pole atölyeleri düzenli bir ders haline geliyor.
8 Mart'ta özel bir etkinlik düzenlemiyorum ama kadınların bir araya gelip dans ettiği alanların çoğalması bana başlı başına bir kutlama gibi geliyor.
Kadınlar vardır.
Ve kadınlar dans eder.
Bu atölyede bedende duyguları ifade etme üzerine bol bol oyunlar oynayıp dans ediyoruz. Yasımızı tutuyor, öfkemizi çığırıyor, flörtümüzü çekinmeden ediyoruz. Gelirsen 8 Mart yürüyüşünden daha bile şenlikli bir kadın buluşmasında bulabilirsin kendini.
Tangoya ve pole dansa dair bir şeyler öğrenebileceğin bu çalışma için dans deneyimi gerekmiyor. Ayrıntılar için atölyenin gerçekleşeceği Tanz Lab stüdyoyla iletişime geçebilirsin.
Bu ay kapalı gruplarla gerçekleşen projelere devam ederken Organik Hareket Alanı atölyelerimi de yakında herkese açık, yüz yüze ve çevrimiçi olarak yeniden başlatıyorum. Instagram hesabımdan duyuracağım; takipte kal! (Bir örneğini denemek istersen ücretsiz olarak websitemden erişebilirsin.)
Benimle Birebir Çalışmak İsteyenlere
Bireysel, kurumsal veya arkadaş grubunla bir arada
🌱 hareket buluşmaları düzenlemek
🌱 bedenini yeniden hissetmek
🌱 özgürlüğe, kırılganlığa, dinlenmeye yer açmak istersen
seans, eğitim veya atölye formatında destek olabilirim.
Bana yazman yeterli.
İlham Verecek Bazı Bağlantılar
Ve yılın son cemresinin toprağa düşmesiyle gelsin zombiler! Korkma! Dans et onlarla.
Bu dansa eşlik edebilecek Cerendipçe Mart ayı müzik seçkisi burada. 🎶
Okurken, dururken, hareket ederken ya da yalnızca dinlemek için dilediğin zaman dinleyebilirsin.
Yukarıda, küpün içinden çıktığım anı minik bir dans filmine de çevirmiştik. Görmek istersen o da burada.
(Ne şanslıyım ki o fotoğraf, ülkemizin tam da bu araf duygu hallerini belki de en iyi resmeden fotoğraf sanatçılarından Hasan Deniz tarafından çekilmişti. Kendisinin fotoğraflarını İstanbul Modern’deki Panorama sergisinde görebilirsin.)
Krump dansı ilgini çektiyse, hadi yine iyisin -- bu dansla tanışmamı sağlayan "Rize" belgeseli YouTube'da tam haliyle mevcut. (Hayır, Karadeniz'deki şehir olan Rize değil, İngilizce "rise (yüksel; ayağa kalk)" kelimesinin yaramaz bir yazım şekli.)
İyi seyirler ve iyi geçişler dilerim.
Kadınlar vardır. Ve kadınlar bedenlerini hareket ettirdikçe dünya biraz değişir.
Sevgiyle,
Ceren
Bültenle ilgili yorumlarını duymayı çok isterim; ANONİM OLARAK
Bu alan sana şu an iyi gelmiyorsa, BURAYI TIKLAYARAK çıkabilirsin.
*Cerendipçe: İngilizce “Serendipity”den, Türkçe karşılığı Serendipçe’den ilhamla… Bir şey ararken başka bir şeye rastlama, güzel bir sürprizle karşılaşma hâli. Mart ayazının ortasında açmaya başlayan tomurcuklar gibi.

Yorumlar