Asenkron
- cerenyalin4
- 6 gün önce
- 3 dakikada okunur
Ritim kaybolunca ne kalır?
Aynı Odada, Başka Ritimlerde
Son zamanlarda insanları izlerken hep aynı şeyi düşünüyorum: Sanki artık aynı müziği duymuyoruz.
Birisi saldırı duyuyor, diğeri savunma. Birisi özgürleşme, diğeri tehdit. Birisi yakınlaşmaya çalışıyor, diğeri köşeye sıkışıyor.
Herkes aynı odada. Ama başka ritimlerde hareket ediyor.
Belki bu yüzden internet bu kadar yorucu. Çünkü artık kimse gerçekten dinlemiyor ve cevap vermiyor — sadece sıradaki hareketini yapıyor. Bir koreografi savaşı gibi.
Özellikle kadınlık ve erkeklik etrafındaki tartışmalarda bunu çok hissediyorum. Bir tarafta sürekli küçültülmüş, bastırılmış, korkmuş kadın deneyimi. Diğer tarafta daha çocukluktan itibaren "güçlü ol" baskısıyla büyüyüp duygusal kapasitesi hiç desteklenmeden yetişkinliğe bırakılan erkekler.
Sonra herkes birbirine bağırıyor: "Sen anlamıyorsun."
Belki gerçekten anlamıyorlar. Çünkü aynı ritmi duymuyorlar.

Dans İzleme Daveti
Bu ay tam da bu "erkeklik, güç ve ritim" meselesi üzerine buraya bırakmak istediğim bir eser var: Robert North'un ikonik koreografisi Troy Game.

Sahnede sadece erkek dansçılar. Dışarıdan bakıldığında saf bir güç ve rekabet estetiği gibi duruyor. Ama izledikçe o sert koreografinin altındaki ironiyi görüyorsunuz — çocuksu bir oyun alanını, ve aslında birbirlerinin ritmine ne kadar muhtaç olduklarını. Hızla dönüşen cinsiyet rollerini ve cinsiyet tanımlarını konuşurken "erkeklik" kavramını düşünmek için eğlenceli ve estetik bir giriş noktası olabilir mi?
İzlerken bir bak bakalım: güç göstermekle oyun oynamak arasındaki o ince çizgi senin bedeninde nerede yankılanıyor?
Hareket Önerisi
Bu ay gel, kendi müziğimizi duymayı deneyelim.
Hiçbir müzik açmadan bedeninle kendine birkaç saniye tanı. Hareketin gelmesini bekle.
Ve hareket başladıktan sonra da istediği gibi devam etmesine izin ver. Bol merakla. Yargıyı biraz askıya alarak.
Sonra bak bakalım, yaptığın hareketlerin bir müziği var mı? Yani bedenin hareketle bir şeyler anlatırken aslında arkaplanda duyduğu müzik hangisi olabilir?
Belki bu müziği mırıldanmaya başlayabilirsin.
Ben Nerelerdeyim?
Organik Hareket Alanı ayağına geldi!
Asenkron bir dünyada yaşıyoruz — ve bu sadece sosyal medya tartışmalarında değil, gündelik hayatın her yerine sızmış durumda. Takvimler uyuşmuyor, enerjiler uyuşmuyor, "doğru an" bir türlü gelmiyor.
Bunu bilen biri olarak, Organik Hareket Alanı (OHA) buluşmalarının video kayıtlarını Shopier üzerinden bir dijital kütüphane olarak açtım!
Artık bu alan tamamen senin. İstediğin hazırlıkla, istediğin zamanda, istediğin kadar tekrar ederek. Benim rehberliğimde, kendi evinin konforunda — adeta ruhsal bir duş gibi. Sıcak ya da soğuk -- o anki ihtiyaç her neyse ;)
Moralin bozukken. Bir şeyi bedeninle kutlamak istediğinde. Ya da sadece o gün zihninin gürültüsünden çıkmak istediğinde.
Farklı temalarda yürüttüğüm OHA atölyelerinden o anki ihtiyacına uygun olanı seçerek başlayabilirsin. Belki biraz "bırakmak," belki "genişlemek" belki de bilmekten "olmaya" yolculuk...
Küçük bir öneri: İstersen salonda biraz yer aç, birkaç arkadaşını çağır. Bu kayıtlar, rahalıkla bir psikolog elinden çıkmış, müzikli, hareketli bir ev misafirliği aktivitesine dönüşebilir.
Hatta dilersen bedeniyle buluşmak isteyen o arkadaşına bu kayıtları hediye de edebilirsin.
Bu ayın linklerini de buraya bırakarak yaza keyifli bir geçiş diliyorum.
Yukarıda bahsettiğim Troy Game eserinin birçok farklı yorumu var. Ben İstanbul Devlet Opera ve Balesi dansçılarından izleme şerefine erişmiştim. Paylaştığım link ise Dance Theatre of Harlem'in 1989 yapımı. Sahnedeki bedenler Amerika gerçekliğinde yaşayan siyah erkekler — ve bu, eserin üstüne sessizce bir katman daha koyuyor. Güç performansının, erkeklik ritüellerinin, "sert görünmek" zorunluluğunun bambaşka bir ağırlık taşıdığı bedenler. Koreograf Robert North videonun başında kısa konuşuyor; onun esere yaklaşımını duymak da ayrı bir derinlik katıyor.
Bu ayın yavaşça bastıran sıcaklarına eşlik edecek Cerendipçe Haziran çalma listesine ise buradan ulaşabilirsin.
Bültenle ilgili yorumlarını duymayı çok isterim; ANONİM OLARAK
Sevgiyle,
Ceren
*Cerendipçe: İngilizce “Serendipity”den, Türkçe karşılığı Serendipçe’den ilhamla… Bir şey ararken başka bir şeye rastlama, neşe veren bir sürprizle karşılaşma hâli.


Yorumlar