Eylül'de Gel

Ceren’den Dipnotlar
Her başlangıç aynı hızda başlamak zorunda mı?
Eylülün kendine özgü bir aceleciliği vardır.
İnsanın doğal yaşam alanında hasat vaktidir. İnsanın yapay yaşam alanı şehirdeyse hızlanma vakti; biraz heyecan, biraz telaşla.
İnsanların bir yerlerden dönmesi, bir yerlere başlaması, yeni kararlar alması beklenir.
Birden herkesin hayatında yeni sezon başlar.
Benim Eylülle ilişkim biraz karmaşık.
Bir yanım bu mevsimin melankolisine kapılmayı sever. Havanın değişmesini; rahatça gezinecek kıvama gelmesini.
Şehrin yeniden dolmasını. Sahnelerin, stüdyoların hareketlenmesini.
Yeni defterleri.
Yeni fikirleri.
Bir şeylerin başlayacakmış gibi olmasını.
Ama başka bir yanım... Eylülün bu “hadi bakalım” enerjisine bazen yetişmek istemez.
Sahi, her başlangıçta hemen başlamak şart mı?
Siz önden gitseniz, ben arkadan yavaş yavaş, kuru yapraklara basa basa, çıkardıkları sesin tadını çıkara çıkara gelsem?

Bu ay Organik Hareket Alanı'nı tam da vakitlice açacağımızı düşünüyorum.
Çünkü OHA'nın benim için en temel sorularından biri şu:
Bir sonraki hareketi gerçekten ne zaman yapmaya hazırım?
Bu sorunun cevabını ilk veren, her zaman beden.
Bazen “biraz daha bekle,” diyor. Bazen “buradan değil, şuradan.” Bazen de “önce biraz yer aç,” diyor. Ve bazen de “tamam, şimdi, hadi!”
Zihnimiz, bedenle aramızı açıp kendini hükümdar ilan etmeden önce, belki yerleşik düzene geçişimizden de önce, güneşin, dünyanın, mevsimlerin, günlerin döngüsüyle çok daha iyi geçinirdik. Uykularımız bozulmadan önceydi. Temel ihtiyaçlarımızla, besinimizle aramız bozulmadan önce. O zamanlar bedenin sesini çok net duyardık.
Aslında o ses hala orada. Tehlikenin kokusunu aldı mıydı “kaç” diyor, kendisine iyi gelen şeyi gördü müydü “aç kollarını” diye bağırıyor. Ancak sesini bastıracak o kadar çok gürültü var ki, onunla iletişim kurmak için de –kulağı tersten gösterir gibi– ekstra çaba göstermek gerekiyor. OHA, işte bu ekstra çabayı tersten değil de en rahat yoldan bulmayı hedefliyor.
Bedenin “organik” bilgeliğini, katıksız biçimde deneyimleyebilmek için bir alan açıp içinde biraz geziniyoruz. Bu ay, bu sade ve iddiasız geçişlerden, benim biricik OHA’mdan, Organik Hareket Alanı’ndan konuşmak istiyorum biraz.
OHA Nasıl Ortaya Çıktı?
Organik Hareket Alanı aslında bir günde “bir yöntem geliştireyim” diye oturup tasarladığım bir şey değil. Daha çok, yıllarca bedenimle yaptığım çeşitli yanlış anlaşmaların sonucunda ortaya çıktı.
Çeşitli şekillerde dans ederken başıma gelenlerin bir sonucu.
Latin dansları. Bale. Tango. Çağdaş dans. Sonra pole.
Bunların her birinin bedenimde bıraktığı izlerin bir kolajı diyebilir miyiz?
Böyle düşününce OHA ilk olarak eklemlerimde başladı diyebilirim :) Ara ara dans maceralarıma epey yüksek sesli geri bildirimler verdiler. Bu gürültü, ruhumdaki sarsıntılarla birleştikçe oturup dinlemekten başka çare bırakmadı bana. Vay arkadaş...neler anlattılar bana neler!
Şunu fark ettim örneğin:
Bir hareketi yapabiliyor olmak, o hareketin bedenim için iyi olduğu anlamına gelmiyor.
Ve bir hareketi iyi öğretebilmek, onu iyi yapabilmekle aynı şey değil.
Bu ipuçları, beni somatik yaklaşımlara, dans-hareket terapisine, doğaçlamaya, beden merkezli terapilere doğru yönlendirdi, kaçınılmaz olarak.
Ve başka bir hareket kültürünün mümkün olduğunu gördüm.
OHA'nın Basit Tarifi
İçindekiler:
OHA'da bazen somatik deneyimleme ve koçluk yöntemlerinden yararlanıyoruz. Dışavurumcu sanat terapilerinin, özellikle de dans-hareket terapisinin çizdiği yoldan gidiyoruz.
Sonra Franklin ve Gaga metotlarındaki imgelem yardıma geliyor. Omurganın bir yosun olduğunu imgelemek, örneğin…
Bazen Sir Alexander ve Feldenkrais'ın açtığı sorulara dönüyoruz:
“Nereden hareket ediyorum?”
“Bunu yaparken bedenimin diğer uzuvları ne halde?”
“Şu anda sesi fazla çıkan beden parçalarımın sesini biraz kıssak nasıl olur?”
Sonra Laban, Bartenieff ve release çalışmalarından ağırlık, yer çekimi ve hareket dinamikleri işin içine giriyor.
Yapılışı:
Bunca erkek ismi saydım ama çağdaş dansla bedenin özgürleşmesi de, dansın terapi yöntemi olarak kullanılması da kadınların öncülüğünde oldu. Elbette ki OHA'da Bonnie'nin (Bainbridge Cohen) Beden-Zihin Merkezleme yöntemi, Gelişimsel Hareket pratiklerinden faydalanıyoruz! İlk dilimizin hareket olduğunu, organlarımızın da harekete eşlik ettiğini hatırlıyoruz mesela.
Kontak doğaçlamada yaptığımız gibi, hareketi önceden bilmemeyi deniyoruz: sonra bunun o kadar belirsiz bir hal olmadığını fark ediyoruz. Bedenin sunduğu imkanlar sonsuz ama bir o kadar da kısıtlı. Bunun verdiği güvenin içine yerleşiyoruz.
Yoga ve nefes pratikleriyle bedenin ritimlerini gözetiyoruz. Zihin yaramaz bir çocuk gibi “bunu niye böyle yaptın??” “şunu şöyle yapsana” dedikçe, nefese ve bedene dönmeyi hatırlıyoruz bu yöntemlerle. Sakinleşiyoruz, yavaşlıyoruz. Olanla barışıyoruz.
Yoluma çıkan bütün dans türleri bir şekilde sızıyor alana…eşli dansların bedenlerarası diyalog kurma pratikleri, flamenkonun enerjiyi bedende kontrastlarla kullanması, balenin sağlam durmaya, gönlünce uzamaya ve kanatlanıp uçmaya dair getirdiği ipuçları…
Ama OHA bunların hiçbiri değil. Bunların arasında yıllardır kurduğum ilişkiden çıkan bir alan.
OHA'da asıl prensip şu: bedenin neye ihtiyacı olduğunu beden dışında hiçkimse varsaymıyor; dayatmıyor.
Ben bir alan, bir soru, bir öneri getiriyorum. Buna bedenin cevabını birlikte keşfediyoruz.
İstersen durabilirsin. Yavaşlayabilirsin. Bir hareketi değiştirebilirsin. Yalnızca izleyebilirsin. Yapmama hakkını kullanabilirsin.
Ve içinde bir yerlerde gerçekleşen o partiye doğru giden yolu kendi kendine bulabilirsin. Sonrası dans, dans, dans.
Çünkü eğlence OHA’da bir yan ürün değil. Bedenin sesini dinlemek için kullandığımız aracın ta kendisi.
🌿Eylül'de Gel.
12 Eylül Cumartesi Organik Hareket Alanı için Terapi Sahne'de bir araya geliyoruz.
Dansçı olman gerekmiyor. Daha önce somatik çalışma yapmış olman gerekmiyor. “İyi hareket ediyor” olman veya herkesin önünde çılgınca oynayabilmen gerekmiyor.
Bir bedenin olması yeterli.
Gerisini birlikte araştırırız.
Hareket Önerisi
Eylül'e yetişmeye çalışma bakalım, neler olacak?
Bugün bir yere giderken, yürüyüşünün hızını değiştirmeden önce bedenine sor:
Gerçekten hızlanmak mı istiyorum?
Sonra bir kez de tersini dene. Mümkünse birkaç saniyeliğine yavaşla.
Ama bunu “yavaşlamak iyidir” diye değil, sadece meraktan yap: Benim doğal hızım şu anda ne?
Belki hızlanmak istersin. Belki yavaşlamak. Belki hiçbir şey değiştirmek istemezsin.
Bu da bilgidir.
Dans İzleme Daveti
Latcho Drom — Tony Gatlif

Bu ayın başında yönetmen Tony Gatlif'i kaybettik. Onu anmak için, bize bıraktığı en büyük hazinelerden birini, Latcho Drom (Roman dilinde İyi Yolculuklar) filmini önermek istiyorum.
Belgesel ile kurgu arası bu filmde tek bir kelime edilmiyor. Müzik ve dans, sonradan eklenmiş bir “gösteri” gibi değil. Hayatın içinden çıkıyor. Yolda. Buluşmalarda. Ayrılıklarda. Çalışmakta. Yasta. Kutlamada.
Roman toplulukları tarih boyunca Avrupa'nın ve başka coğrafyaların yerleşik düzenleri tarafından “dışarıda” bırakıldı; hareketlilikleri, yaşam biçimleri ve kültürleri çoğu zaman şiddetle kontrol edilmeye, bastırılmaya ya da romantikleştirilerek yeniden tanımlanmaya çalışıldı.
Bunu söylerken onları bizim “özgür ruhlu göçebe atalarımız” gibi romantik ve fazlasıyla büyük bir hikâyenin içine yerleştirmek istemiyorum. Ama filmin bana düşündürdüğü bir şey var: Bütün gün oturmanın norm kabul edildiği bir dünyada, hareket etmek aykırı bir şey mi?
Dansın, müziğin ve birlikte ritim tutmanın bir topluluğun hafızasını nasıl taşıyabildiğini izlemek gerçekten özgürleştirici bir deneyim.
BEN NERELERDEYİM?
ORGANİK HAREKET ALANI
12 Eylül Cumartesi · Terapi Sahne · Kadıköy
OHA'nın ne olduğunu yukarıda epey anlattım; gerisi için sanırım en iyi yol gelip birlikte denemek. :)
PERGEL - Pozitif Ergen Gelişimi

Gelişim Psikolojisi’nde kariyerimi belirleyen bu program, Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın büyük vizyonu, 15 yıl sonra hala ergenliğe giren çocukları psikososyal olarak böyle bütüncül destekleyen TEK program, artık Türkiye’de 15 ilde var ve yayılmaya devam ediyor. ALEV Okulları’nın duyarlı yaklaşımı sayesinde PERGEL, artık özel okul öğrencisi olan çocuklarla da buluşacak. Projenin hem uygulamalı hem bilimsel yanını besleyecek olan bu açılım sayesinde ALEV Okulları öğrencilerinin yaşam becerileri desteklenmiş olurken bir yandan da programın bu kitleyle buluştuğunda nasıl bir etki bıraktığını görme şansımız olacak.
Sonbaharın gelişiyle birlikte, her dönem yapılan PERGEL Eğitici Eğitimi İstanbul, İzmir ve Kapadokya’da gerçekleşerek psikoloji ve PDR bölümü öğrencilerinin 10-11 yaş grubuyla çalışma becerileri de desteklenecek. Pozitif Ergen Gelişimi ailesi büyüyecek ve ben Çiğdem hocanın kitaplığımdaki resmine bakıp boğazımda bir düğümle gülümseyeceğim.
Cömert Dinleme
Yakın zaman önce hayatıma giren bu kavram (ve program) bana büyük heyecan veriyor. Siz de merak ettiyseniz Instagram’dan takibe alabilir ve yeni açılacak gruplara ücretsiz olarak katılabilirsiniz. Önümüzdeki aylarda daha da heyecan verici haberler paylaşmayı diliyorum
Benimle Çalışmak İstersen...
"Yeni sezonda" (!) sevdiklerin veya kendin için beden ve pozitif psikoloji temelli birebir destek fikri sana iyi geliyorsa bana yazabilirsin.
Bundan önceki Cerendipçe bültenlere buradan ulaşabilirsin.
Tony Gatlif'in Latcho Drom filmini buradan izleyebilirsin.
"Eylül'de Gel" diyerek seni karşılayan Eylül ayı müzik seçkisi de burada.
Sevgiyle,
Ceren
*Cerendipçe: İngilizce “Serendipity”den, Türkçe karşılığı Serendipçe’den ilhamla… Bir şey ararken başka bir şeye tesadüfen rastlama, aslında aramadığı güzel bir şeyi bulma hâli.
Bültenle ilgili yorumlarını duymayı çok isterim; ANONİM OLARAK



Yorumlar